aradadüşünür: " j'accuse… "

Labor Omnia Vincit

Posts Tagged ‘Vicdani Ret

tanınmayan bir hak: vicdani ret

leave a comment »

İnsanın en kolay üretebildiği-üretebileceği şeylerden birisi; bahanedir. Bu demektir ki; sınırlanmaksızın, koşullar değerlendirilmeksizin rahatlıkla üretilebilen bir şeydir bahane.

Genel olarak Türkiye’de vicdani ret hakkının tanınması için verilen mücadelelere karşı olarak üretilen fikirlerden-bahanelerden bir tanesi ve belki de en fazla gündeme geleni; ‘şu an için devlet PKK ile savaş halinde, bu hakkı tanıyan diğer devletler ise savaş halinde değil. Bu bakımdan şu an böyle bir şeyin bizim ülkemizde konuşulması doğru olmaz.’

Evet vicdani ret hakkını kabul eden devletler örnek vermek bir bakıma doğru olabilir, ‘eleştiri’ getirirken.

Tabii oradaki ‘terör’ örgütlerini yoksayarak bu örneği vermek ne derece doğrudur, orası tartışılır.

Çünkü İspanya da Eta’yı, İtalya da Kızıl Tugaylar’ı, Almanya da KKK’i, Yunanistan da 17 Kasım örgütlerini bahane olarak ortaya koyabilirdi, bir şekilde.

Öncelikle vicdani ret bir sosyal hak değildir, bu bilinmesi gerekir. Bu demek oluyor ki; eğitim, ekonomik gelişim veya sınıfsal nitelik bakımından değerlendirilemez. Yani karşılaştırmayı yaparken temelden kopuş yaşanmasa fikir daha tutarlı bir şekilde ortaya konulmuş olur.

Vicdani ret hakkına karşı yöneltilen ‘eleştirilerden’ bir tanesi de; ‘daha önemli haklar var iken vicdani ret hakkının tanınmasını istemek gereksiz’.

Daha da önemli haklar var derken, bu önem sıralamasını kim neye göre yapıyor, orası havada kalıyor doğal olarak. Örneğin ben ve benim gibi düşünen birçokları için en önemli hak; insanın yaşam hakkıdır. Diğer temel haklar bu yaşam hakkına bağlı olarak değişkenlik gösterir, devlet de bunu var edebileceğini söyleyerek orada bulunmaktadır. Vicdani ret de bu yaşam hakkıyla birebir ilişki içerisindedir. Yani illa bir önem sırasına koyacak olursak vicdani ret diğer birçok haktan daha önemli pozisyona yükselebilir, bu şekilde düşünüldüğünde.

Ayrıca; hak aramanın, buna bağlı olarak hak kazanımının zamanı olmaz.

Vicdani ret hakkının ne olduğu konusunda yine diğer bildiğimizi sandığımız şeyler gibi yanılıyoruz. Kimileri için vicdani ret, korkakların sığındığı haktır, kimisi için sadece hümanistlerin kullanabileceği haktır, kimisi için de savaşılan tarafın yanında olmayı seçtiğinizin bir göstergesidir.

Fakat bu hakkı, ortaya konan gerekçeler hiçbir şekilde açıklamamaktadır.

Vicdani ret, emperyalist bir savaşın içinde bulunmamayı seçme hakkıdır ve o emperyalist emeller üzerine kurulu orduya hizmet etmek istememenin getirisidir. Vicdani ret hakkını kullanan/ kullanmak isteyenler, Türkiye için konuşmak gerekirse sadece TSK’ya değil, tüm ülkelerin ordularına karşı bir tutum sergilemiş/sergilemek istemişlerdir. Kısaca izah etmek gerekirse; postallar içerisinde silah tutmak istememektir, vicdani ret hakkını savunmak.

Eğer ki vicdani reddin bir korkaklık olduğu sanılıyorsa, konuyla uzaktan yakından ilgili olunmadığı ortaya çıkar, Türkiye’de vicdani retçilerin hangi zorluklarla karşılaştığını bilmiyorsunuz demektir. Çünkü onların karşılaştığı/karşılaşacağı zorluklar, askere gidip 15 ay sonra geri dönmekten çok daha fazladır.

Örneğin Türkiye’de bu hakkı kullananlardan bazıları, TSK ‘nın ve PKK ‘nın bu sorumluluğu birlikte taşıdığını, savaşın bir çözüm üretemeyeceğini ve bu savaşta ölenlerin hepsinin ‘sıradan’ insanlar olduğu, ‘sorumlulara’  hiçbir şey olmadığını söylemektedirler.

Tabii bunu kürt retçilerin bazıları için farklı değerlendirmek mümkün. Onların arasında PKK’nın bağımsızlık mücadelesine karşı savaşmamak, daha doğrusu bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasında karşı tarafta yer almamak için bu hakkı isteyenlerin olması elbette mümkündür.

Kendimize neden soramıyoruz, siz insan öldürmenin şart olduğunu söylüyorsunuz, ama bir insan öldürmemeyi seçemez mi?

Yine tekrar etmek gerekirse; hak kazanımının zamanı olmaz!

O vakit, kapanışı da Yıldırım Türker yapsın;

“(…) Gün gelecek, insanlık tarihinin yeniden yazımında kahramanlıklarıyla göğsümüzü kabartanlar; arkalarına adsız şehitlerin dev gölgesini almış, savaşlarda kazandıkları madalyalarla göğüsleri süslü, omuzları apoletlerle ağırlaşmış muzafferler olmayacak. Tarihin şu insana dar gelen loş döneminde her şeyi göze alarak vicdani ret hakkını savunan; direnişleriyle insana ve vicdana selam yollayanlar olacak.” [1]

[1] yazının tam metni

Reklamlar

Written by aradadusunur

07 Eylül 2010 at 03:31

Siyaset kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,