aradadüşünür: " j'accuse… "

Labor Omnia Vincit

Posts Tagged ‘Materyalizm

diyalektik materyalizm (2)

leave a comment »

bu yazı diyalektik materyalizm (1)‘in devamı niteliğindedir.

İnsan, yanlış bir düşünme yönteminin içerisine girerse o düşünce yöntemiyle olayları yönetmekten ziyade kendisini o olayların yönetmesi durumuna geçer ve düşünce sadece yanılsamalar ve hayaller olarak kendi başına kalır. Fakat insan doğayı tanıdığı ve düşüncesinin hareketini dış dünyaya uydurduğunda gerçeğin boynunu büker ve o gerçeği değiştirme gücünü de elde edebilir.

Diyalektik materyalizm; zorunluluğun krallığından özgürlüğün krallığına sıçranılmasını sağlayan yöntemdir.

Diyalektik materyalizmin amacı;

insanı dünyanın efendisi yapmaktır. Çünkü eskilerdeki basit mantıkla, dünya insan için yaratılmıştır. Bu kısmen doğrudur yani yaratılma anlamından ziyade dünya, insanın hükmedebileceği, toprağını işleyeceği, doğayı ihtiyaçlarına göre gerektiğinde düzenleyebileceği bir yerdir. Ve bu gerçeğe diyalektik materyalizm yöntemi kullanarak bu dünyaya hükmetme gücünü insan daha da arttıracaktır. Buradaki hükümran ifade, insanın insan üzerine hükmetmesi değil (çünkü bazıları sosyalizmi bilmeden yine karalamak için faşizmle ilişkilendirebilir ), insanın doğaya hükmetmesidir.

Diyalektik materyalizm her koşula ve bu koşullarla birlikte her şeye uygulanabilir bir yöntemdir. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu gerçeği farkedildiğinde;

bu yöntemi doğaya ( canlı, cansız maddelerin tamamına ) ve dünyaya ( topluma ve tarihe ) uygulamak gerekir.

Written by aradadusunur

06 Eylül 2010 at 13:18

Felsefe kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

diyalektik materyalizm (1)

leave a comment »

Diyalektik materyalizm; her yeni soruna, eski uygulanabilen maddeleri içinde barındıran bir kavram değildir, çünkü diyalektiğe bakış hegelci gibi olmayıp sürekli olarak soyutlamalar yaparak kendi kendini tekrar eden bir yapı üzerine kurulmamıştır.

Marksizmde hiçbir yeni durumda eski kalıplaşmış yöntemleri uygulayarak çözme mantığı yoktur. Marksist diyalektik’te, yeni sorunun analizinin eskiden bağımsız olarak yeni bir şekilde tez olarak ortaya konulması ve bu tezin nedensellik bağlamında yapılarak senteze ulaşması üzerine kuruludur.

Marksist diyalektik, Hegelcilik’ten ayrıldığı bir diğer noktada dogmatik felsefeyi benimsememesidir. Çünkü felsefe, bilimlerin sentezi olması sebebiyle kapalı donmuş bir öğreti olarak kabul edilemez. Her şeyin, her an gelişmekte ve değişmekte olduğu gibi felsefenin de bu değişimden kendine düşen payı aldığı bir gerçektir.

Marksist diyalektik’te insan aklı en büyük güçtür. İnsan aklının bilemeyeceği, hiçbir mutlak güç yoktur. Bu bağlamda insan aklı durmaksızın ilerlemek, mutlak bilgiye ulaştığını söylemeden gerçeğe yaklaşmak zorundadır. Dogmacılığı kesinlikle yok sayar ve tartışmasının yapılmaması gerektiği söylenilen mutlak hakikat olarak tabir edilen kavramları kesinlikle tartışılması ve eğer doğruysa bile geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koyar.

Marksizmi bir mutlakçılık ve diyalektikten uzaklaştırma çabası sonrası Marx, kendisinin marksist olmadığını söylemiştir. Bu diyalektiğin gücünün alçaltılmak istenmesine bir tepki olarak söylenmiştir. Sonuçta Marx, hiçbir zaman kutsallaştırılmamayı ve fikirlerinin dogmatikleştirilmemesini istemiştir.
Lenin de der ki;

“(…) Şu söz götürmez doğruyu iyice kafamıza yerleştirelim: bir marksist dünün kuramını değil, yaşayan gerçekliği, belli ve somut gerçekliği göz önünde tutmalıdır. Her kuram geneli, esaslıyı işaret edebilir, fakat yaşamın karmaşıklığını ancak yaklaşık olarak belirtir. (…)”

Marx’ı peygamber olarak gören kişi, marksist değildir.

Marksist; Marx’ın diyalektik yöntemini kullanarak hareketli gerçeği durmadan inceleyip, çözümleyen ve bir tezi düzeltmek için marksist kuramın temellerinden yararlanan kimsedir.

devamı; diyalektik materyalizm (2)

Written by aradadusunur

06 Eylül 2010 at 13:10

Felsefe kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , ,

mekanist materyalizm

leave a comment »

Doğadaki bütün olayları yani fiziksel, ruhsal, kimyasal, biyolojik, toplumsal olayları en basit maddesel olaylar haline sokmaya çalışan materyalizmdir.

Mekanist materyalizm Marx ve Hegel’in metafizik olarak tabir ettikleri eski mantığa dayalı bir öğretidir. Buna göre; doğa olayları sonuç bağlantılarıyla birbirine bağlı olup bu bağlantılar hem tek yanlıdır hem de değişmezdir. Bu bağlamda ilk ve ana nedenler hep mekanik olgulardır.

Mekanizm katı bir nedensellik kuralına dayanır ve gelişim ve değişimleri kesinkes göremez. Diyalektik materyalizm’den kesin ve net bir şekilde ayrılmaları bu nedenden ötürüdür.

Mekanist materyalizm, bütün olguları tek bir nedene indirgeyerek sorunların çözümünün yeterli olacağını söyler.

Bu demektir ki;

1) Yaşam ile ilgili olarak biyolojik yasaları doğrudan fiziksel ve kimyasal olaylara indirger.
2) Zihin konusunda bütün her şeyi fiziksel olaylara indirger.
3) Toplum konusunda ise bütün ilişkileri maddesel yani ekonomik bağlantılara indirger.

İşte bu üçüncü madde, marksizmi bilmeyenlerin onunla ilişkilendirdikleri yöntemdir. Bu aptallar, marksistlerin hayatlarının para olduğu gibi gerizekalıca bir fikir yürütme cehaletine düşerler. ama bu aptallar bilmezler ki; bu maddeyi Marx kesin bir dille reddeder. bu aptallardan ikisi sıkça belirttiğim kişiler olan Karl Kautsky ve Eduard Bernstein’dir. Marx’ın bu yöntemi reddetmesinin sebebi; ilişkilerin sadece ekonomik bağlantılara indirgenmesi tarihin kaderci ve salt ekonomik yorumunu ortaya çıkarmasıdır. Fakat diyalektik burada devreye girer ve bu yorumu tamamen yoksayar.

Marx ve Engels bu mekanizmin tuzağına düşmüş Feuerbach’ı da eleştirmekten geri kalmaz. Çünkü Feuerbach mekanizmi diyalektiğe uygulayamamıştır ve mekanizmin tutsaklığında kalmıştır.

Şöyle ki;

“(…) Feuerbach burada madde ile ruh arasındaki ilişkilerin belli bir yorumlanışına dayanan ve genel bir dünya görüşü olan materyalizmi, belirli tarihsel konakta yani 18. yüzyıl’da bu dünya görüşünü belirten özel biçimle karıştırır. Bununla da kalmaz, onu, 1850-1860 arasındaki on yıllık dönemde Büchner, Vogt ve Moleschott’un öne sürdüğü ve bugün bazı biyologlar ile hekimlerin kafasında yaşayan, 18. yüzyılın kaba materyalizmi ile de karıştırır. (…)”  [1]

Mekanist materyalizm, değişimi yoksaydığı yenilikten ve her şeyi donmuş saydığından yetersiz bir materyalizm yaklaşımıdır.

Mekanizmin içine düştüğü bu tutsaklıktan ve yetersizlikten kurtaran; marksizm, yani diyalektik materyalizm’dir. Mekanizmin bütün eksiklerini tamamlamıştır, diyalektik materyalizm.

[1] felsefe incelemeleri – karl marx, friedrich engels

Written by aradadusunur

06 Eylül 2010 at 12:32

idealizm ve materyalizm

leave a comment »

İdealizm ve materyalizm toplumsal manada çok farklı şekilde algılanan iki kavramdır. Burada farklı algılayıştan kastedilen; yanlış algılamadır.

Felsefi sistemler bir kendi doğrularıyla bilinmektedir bir de çarpıtılımış şekliyle. Bizde en çok ilgi çekeni tabii ki de çarpıtılmış olandır. Hikayesi boldur çünkü.

İdealizmin düz mantıkla algılanması şu şekildedir;

belirli bir ülküye ( ideale ) bağlanan, kötülüklerin kendi düşündüğü yolla düzeleceğine inanan, düşüncenin getireceği mutluluğu, karnının doymasından üstün tutan kısacası ahlaklı, temiz, dürüst, namuslu kişilerin savunduğu felsefi akımdır.

Bunun yanısıra materyalizm ise;

hiçbir düşüncenin önemli olmadığına inanan, para ve mevkiden başka hiçbir şeye önem vermeyen, sadece maddi çıkarlar üzerine hayatını kuran kişilerin savunduğu felsefi sistemdir.

Böyle düşünüldüğünde herkesin materyalizmden bir hayli uzak olması mantıklı kabul edilebilir. Eğitim politikalarındaki bilerek yapılan yanlışlar sonucu halkı bir şekilde galeyana getirmek oldukça basittir.

Bu tür safsataları üretenler, yani siyasetin ve aşağılık politikanın figüranları her zaman materyalistleri ahlak yoksunu, sadece laf ebeleri olarak tanımlarlar.

Düz mantıkla değerlendirildiğinde; materyalist birisinin bir fikri sonuna kadar sahiplenmemesi ve o fikirden taviz vermesi beklenirdi. Ama yaşanmış gerçekler bize gösteriyor ki durum tam tersidir.

Marx ve Engels Felsefe İncelemeleri eserinde şöyle demektedir;

“(…) Starcke’a göre idealizm, ülküsel amaçlar gütmek demektir. Oysa felsefi idealizmin ahlaksal yani toplumsal ülkülere inanmak olduğunu sanmak, felsefe bilgisinden yoksun, dar kafalı alman burjuvaların işidir. (…)”

Starcke burada, belki de bilinçsizce, maddeciliğe karşı adı geçen dar kafalı burjuvaların önyargısına bağışlanmaz bir taviz veriyor. Çünkü onlara bakılırsa materyalizm; ayyaşlık, oburluk, cimrilik, açgözlülük, kazanç tutkusu, şehvet düşkünlüğü, gösterişli yaşama, borsa oyunları, kısacası, bizzat kendilerinin gizlice yaptıkları bütün iğrenç şeylerdir. İdealizmden anladıkları ise; erdeme, insanlığa ve genellikle daha iyi bir dünyaya inanmaktır, yani yalnızca başkalarının önünde gösteriş olsun diye savundukları, fakat maddiyatçı taşkınlıkları yüzünden ancak içine düştükleri bunalım, parasızlık ve iflas dönemini atlatmak için inandıkları şeyler. Dillerine şu söz pelesenk olmuştur: insan nedir ki? yarı melek, yarı hayvan! ”

Peki gerçek anlamıyla yani felsefi anlamda materyalizm ve idealizm arasındaki farklar veya direkt olarak bu sistemler nedir?

Bu soruya da Lenin, Materyalizm ve Ampiriokritisizm adlı eserinde şöyle yanıt vermiştir;

“(…) materyalizm doğayı birinci, ruhu ikinci etken sayar; varlığa birinci, düşünceye ikinci planda yer verir. idealizm ise bunun tam tersini yapar. (…) “

Marx ve Engels yine felsefe incelemeleri eserinde basitleştirilmiş bir şekilde açıklamıştır, materyalizm ve idealizm’in tam olarak ne dediğini;

“(…) Düşüncenin varlık karşısındaki durumu sorunu kilise önünde şu kesin biçimi alır: dünyayı tanrı mı yaratmıştır yoksa başından beri var mıdır?
Bu soruya verdikleri karşılığa göre filozoflar iki büyük kümeye ayrılırlar: ruhun doğadan önce geldiğini ve dolayısıyla, son çözümde, ne yolla olursa olsun, dünyanın yaratıldığını kabul edenler idealizm öbeğini oluştururlar. Ötekiler, doğayı ilk ve ana öğe sayanlar ise, maddeciliğin çeşitli okullarına girerler. İşte bu iki deyimin asıl anlamı budur. (…)”

Çıkarılan sonuç; idealizm tutucudur, materyalizm devrimcidir ; idealizm dindardır, materyalizm ateisttir.

İdealizme göre; düşünce maddeden ayrıdır, ruh ölümsüzdür ve bedene bağlı değildir, zihin bedenden üstündür bu bağlamda düşünen insanlar kol gücüyle çalışan insanlara hükmetmesi gerekir. Materyalizm ise; bunların tamamının yanlış olduğunu söyler.

Written by aradadusunur

06 Eylül 2010 at 08:47