aradadüşünür: " j'accuse… "

Labor Omnia Vincit

Posts Tagged ‘İdealizm

idealizm ve materyalizm

leave a comment »

İdealizm ve materyalizm toplumsal manada çok farklı şekilde algılanan iki kavramdır. Burada farklı algılayıştan kastedilen; yanlış algılamadır.

Felsefi sistemler bir kendi doğrularıyla bilinmektedir bir de çarpıtılımış şekliyle. Bizde en çok ilgi çekeni tabii ki de çarpıtılmış olandır. Hikayesi boldur çünkü.

İdealizmin düz mantıkla algılanması şu şekildedir;

belirli bir ülküye ( ideale ) bağlanan, kötülüklerin kendi düşündüğü yolla düzeleceğine inanan, düşüncenin getireceği mutluluğu, karnının doymasından üstün tutan kısacası ahlaklı, temiz, dürüst, namuslu kişilerin savunduğu felsefi akımdır.

Bunun yanısıra materyalizm ise;

hiçbir düşüncenin önemli olmadığına inanan, para ve mevkiden başka hiçbir şeye önem vermeyen, sadece maddi çıkarlar üzerine hayatını kuran kişilerin savunduğu felsefi sistemdir.

Böyle düşünüldüğünde herkesin materyalizmden bir hayli uzak olması mantıklı kabul edilebilir. Eğitim politikalarındaki bilerek yapılan yanlışlar sonucu halkı bir şekilde galeyana getirmek oldukça basittir.

Bu tür safsataları üretenler, yani siyasetin ve aşağılık politikanın figüranları her zaman materyalistleri ahlak yoksunu, sadece laf ebeleri olarak tanımlarlar.

Düz mantıkla değerlendirildiğinde; materyalist birisinin bir fikri sonuna kadar sahiplenmemesi ve o fikirden taviz vermesi beklenirdi. Ama yaşanmış gerçekler bize gösteriyor ki durum tam tersidir.

Marx ve Engels Felsefe İncelemeleri eserinde şöyle demektedir;

“(…) Starcke’a göre idealizm, ülküsel amaçlar gütmek demektir. Oysa felsefi idealizmin ahlaksal yani toplumsal ülkülere inanmak olduğunu sanmak, felsefe bilgisinden yoksun, dar kafalı alman burjuvaların işidir. (…)”

Starcke burada, belki de bilinçsizce, maddeciliğe karşı adı geçen dar kafalı burjuvaların önyargısına bağışlanmaz bir taviz veriyor. Çünkü onlara bakılırsa materyalizm; ayyaşlık, oburluk, cimrilik, açgözlülük, kazanç tutkusu, şehvet düşkünlüğü, gösterişli yaşama, borsa oyunları, kısacası, bizzat kendilerinin gizlice yaptıkları bütün iğrenç şeylerdir. İdealizmden anladıkları ise; erdeme, insanlığa ve genellikle daha iyi bir dünyaya inanmaktır, yani yalnızca başkalarının önünde gösteriş olsun diye savundukları, fakat maddiyatçı taşkınlıkları yüzünden ancak içine düştükleri bunalım, parasızlık ve iflas dönemini atlatmak için inandıkları şeyler. Dillerine şu söz pelesenk olmuştur: insan nedir ki? yarı melek, yarı hayvan! ”

Peki gerçek anlamıyla yani felsefi anlamda materyalizm ve idealizm arasındaki farklar veya direkt olarak bu sistemler nedir?

Bu soruya da Lenin, Materyalizm ve Ampiriokritisizm adlı eserinde şöyle yanıt vermiştir;

“(…) materyalizm doğayı birinci, ruhu ikinci etken sayar; varlığa birinci, düşünceye ikinci planda yer verir. idealizm ise bunun tam tersini yapar. (…) “

Marx ve Engels yine felsefe incelemeleri eserinde basitleştirilmiş bir şekilde açıklamıştır, materyalizm ve idealizm’in tam olarak ne dediğini;

“(…) Düşüncenin varlık karşısındaki durumu sorunu kilise önünde şu kesin biçimi alır: dünyayı tanrı mı yaratmıştır yoksa başından beri var mıdır?
Bu soruya verdikleri karşılığa göre filozoflar iki büyük kümeye ayrılırlar: ruhun doğadan önce geldiğini ve dolayısıyla, son çözümde, ne yolla olursa olsun, dünyanın yaratıldığını kabul edenler idealizm öbeğini oluştururlar. Ötekiler, doğayı ilk ve ana öğe sayanlar ise, maddeciliğin çeşitli okullarına girerler. İşte bu iki deyimin asıl anlamı budur. (…)”

Çıkarılan sonuç; idealizm tutucudur, materyalizm devrimcidir ; idealizm dindardır, materyalizm ateisttir.

İdealizme göre; düşünce maddeden ayrıdır, ruh ölümsüzdür ve bedene bağlı değildir, zihin bedenden üstündür bu bağlamda düşünen insanlar kol gücüyle çalışan insanlara hükmetmesi gerekir. Materyalizm ise; bunların tamamının yanlış olduğunu söyler.

Reklamlar

Written by aradadusunur

06 Eylül 2010 at 08:47