aradadüşünür: " j'accuse… "

Labor Omnia Vincit

Posts Tagged ‘Chantal Mouffe

post-marksizm

leave a comment »

Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası ortaya çıkmış, Marksizm’in günümüze uyarlanması gibi garip bir tanımlama içerisinde olan tutumu ifade etmektedir. Post-Marksistler, Marksizm’i geliştirmek olarak adlandırdıkları bu tutum ile, Marksizm’in temeli diyalektiği bertaraf edip, sınıf anlayışını reddederler. Post-Marksizm; başkalaştırdıkları “özcülük” ile yani bir bakıma “tekciliği”, Marksizm ile bağdaştırma işidir.

Post-Marksizm’in önemli teorisyenlerinden Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un ifadesiyle Post-Marksizm’in ortaya konulma nedeni;

“(…) Marksist kategorilerin günümüzde ne ölçüde geçerli olduklarını ciddiyetle tartışmak, ancak bir evrensel sınıfın ontolojik olarak ayrıcalıklı konumuna dayanan her türlü epistemolojik imtiyazdan vazgeçtiğimiz takdirde olanaklı olacaktır. Bu noktada açıkça ifade etmeliyiz ki, şimdi artık Post-Marksist bir zeminde duruyoruz. (…)”

ifadesi şeklindedir.

Peki Post-Marksistler’in, Marksizm üzerine getirdikleri “eleştirilerin” yeni bir -izm doğmasına yol açması gerekmiyor mu? Bir ideolojinin üzerine yeni bir ideolojinin kurulması mantıklı olmamakla birlikte, Marksizm’in üzerine kurulan hiçbir ideolojinin de olamayacağını düşünüyorum. Çünkü Marksizm, bir ideoloji değil, ideolojiler üstüdür.

Marksizm’in ortaya koyduğu siyaset tarzını postlarla aşmak mümkün değildir. Çünkü kapitalizme karşı en keskin siyaset Marksizm’e aittir. Oportünistlerin başvurduğu Marksizm üzerine kelime oyunlarıyla içeriksizleştirme işleminin bir diğer bölümü de Post-Marksizm adı altında devam etmektedir. Oportünistler bunu Marksizm adı altında yürütür, diğerleri ise Post-Marksizm. Aralarındaki tek fark, post kelimesidir.

Post-Marksizm’in Sovyetler sonrası ortaya çıkış nedeni ise; Marksizm’in, Leninizm ile yeni bir kimlik kazanarak dünya siyaset arenasına çıkmış olması ve sovyetlerde Marksizm-Leninizm’in iktidardan 1956’da devrilmesi sonrasında bu çöküşün nedenlerini araştırıp fakat bu 1956’yı görmezden gelerek devamındaki otuzbeş yılı da Marksizm-Leninizm ile bağdaştırarak ideolojiye yeni bir boyut kazandırmaktır. Bu otuzbeş yılı da dahil ederek yetmiş yıllık sovyet deneyimini eleştirel yaklaşan Post-Marksistler, Lenin’in ve Stalin’in uygulamalarını Marksizm’i “alaşağı” etmek için kullanmaktadırlar. Sınıf kavramını reddeden Post-Marksistler, bu reddedişle birlikte Leninizm’i hiyerarşik, disipliner ve seçkinci olarak adlandırmaktadırlar.

Peki Leninizm gerçekten hiyerarşik, disipliner ve de seçkinci midir? Evet Leninizm disiplinerdir, anarşistlerin de kısmen savunduğu öz disiplinin bir üst modeli olan; çelik disiplini şart olarak ortaya koyar. Gerçi bir üstü de diyemeyiz biraz fazla üstüdür bu. Lenin bu şartı, küçük burjuvazinin proleterleştirilebilmesi için gerekli olduğu yolunda şu sözlerle ifade eder;

“(…) Küçük üreticiler, proletaryayı her yandan bir küçük burjuva havası içine hapsederler, proletaryayı etkilerler, onun bilinçlenmesine engel olurlar; bunlar, proletaryanın saflarında durmadan, karakter yoksunluğu gibi, dağınıklık gibi, bireycilik gibi, büyük heyecandan umutsuzluğa geçiş gibi küçük-burjuvaziye özgü niteliklerin yer edinmesini sağlarlar. Buna karşı direnebilmek için, proletaryanın örgütlendirici rolünü başarıyla ve zafere kadar yerine getirmesini gerektiği gibi sağlayabilmek için, proletaryanın siyasal partisi, kendi saflarında sert bir merkezi yönetim ve disiplin hüküm sürmelidir. (…)” [1]

İşte Leninizm’in disipliner yapısı bu şekilde kısaca özetlenebilir.

Peki Leninizm hiyerarşik ve seçkinci midir? Günümüz toplumsal algıdaki karşılığıyla bir hiyerarşi Leninizm ile ilişkilendirilemez ve böyle bir hiyerarşi yoktur. Sadece bilinçlenmenin tam anlamıyla sağlanamadığı gerçeğinden yola çıkılarak örgütlenme modeli çizildiğinde bir hiyerarşinin varlığından söz edilebilir. Ve bu hiyerarşiyi tırnak içinde göstermek, doğru olandır.

Diğer seçkinci ifadesi, Leninizm’in yakınına dahi yaklaşamaz. Seçkinci ifadesi ile kastedilen; Stalin’in “tek adamcılığı” ve temizlik sonrası partide “seçkinlere” yer vermesine yöneliktir. buna Stalin’in ne yanıt verdiğine bakalım;

“(…)Parti; Rikov, Molotov,Kalinin, Tomskiy, Buharin olmadan nasıl yönetilir? Partiyi ancak kolektif olarak yönetebiliriz. Lenin’den sonra böyle bir şeyi düşünmek açıkça ahmaklıktır.(…)”

Son olarak; Post-Marksizm, Marksizm eleştirisini Leninizm ile birlikte yapar ve bu eleştirdikleri “özgürlükçü”, “eşitlikçi”, “adaletli” olmayan -izm’in yerine bir yenisini koyamamaktadır.

[1] Sol, Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı, V.İ.Lenin s.36 *Sol Yayınları*

Reklamlar

Written by aradadusunur

24 Eylül 2010 at 22:23