aradadüşünür: " j'accuse… "

Labor Omnia Vincit

mantık ve diyalektik (1)

leave a comment »

Mantık denilince akla direk doğal olarak Aristoteles gelir. Aristo’ya göre mantık, yani geleneksel mantıkta; gerçek bir nesnenin özellikleri kesin ve net olarak belirlenmiştir, bunlar değişmez ve mutlak kabul edilir.
Aristo mantığı’nda çelişme yanılgının, özdeşlikse doğruluğun belirtisidir. Her şey için tek bir doğru vardır. Doğru evrenseldir, ölümsüzdür ve mutlaktır. Bu mantık değişimden ve hareketten yoksundur. Kısacası Aristo Mantığı dinin temelini oluşturan mantık gibi, dogmatik ve mutlakçıdır.

Oysa Hegel’e göre Aristo Mantığı artık geçersizdir ve bu ancak diyalektikle aşılır. Hegel’e göre çelişme yanılgının belirtisi olmayıp, düşüncelerin gelişimi için gereken ve zorunlu olan bir koşuldur. Akıl, bir şeyin mutlak doğruluğu veya mutlak yanlışlığı ile sınırlandırılamaz.

Hegel’e göre akıl şöyle olmalıdır;

aynı şey üzerindeki çelişkiler birbirinden hiçbir şekilde ayrılamaz, hep birbirlerini çağırır ve bunu şart olarak sunar. Çünkü bu çelişkilerin her biri gerçekliğin kesin olmayan ama zorunlu olan tek bir yanını temsil eder. Karşıt düşünceler, kendisini yıkan ve daha yüksek bir noktaya evrilen düşünce içinde tamamlanır veya geliştirilir. İşte bu çelişkileri ortaya çıkaran ve özdeşleştiren diyalektik, mantığa gerçeklik özelliği kazandırabilir. Bu şekilde mantık dinamik bir hale geçmiş yani gelişmiş mantık olur.

Düşünce diyalektik; tez, antitez ve sentez üçlüsünü ( muhteşem üçlü ) temel alır. Her tezin karşısında bir antitez olur ve bu çelişki sentezle ortadan kaldırılabilir. Eğer tez ve antitez aynı anda sentezin içerisinde yer alıyorsa bu çelişki çözümlenemez ve antagonizmaya evrilir.

Diyalektik düzlemde çelişkinin var olduğu gerçeğini yaşam ve ölüm örneğiyle kolayca gösterebiliriz.

Bu demek oluyor ki; ölüm tek başına olmuş olsa bize hiçbir anlam ifade etmez. Ölümün kavranabilmesi için zıttı olan yaşam kavramının bilinmesi gerekir. Yani ölüm yaşamın zıttıdır, bu şekilde yaşam ölümü kendiliğinden çağırmış olmaktadır.

Bu da bize gösteriyor ki; bir şeyin durumunu ancak o şeyin zıttını kullanarak anlayabiliyoruz. Çünkü yaşamı ölümden soyutlayarak anlamak ve düşünmek mümkün değildir. Kısacası çelişkiler birbirini itmez bilakis mıknatıs gibi birbirini çekmektedir. Zıtlıklar kendi kendilerini beslemektedir.

Bu düşünceyi aşabilmek yani doğruya ulaşabilmek için bu zıtlıkları içine alıp bize daha gerçek görünen yeni bir düşünce içinde birleştirilmesi gerekir. Bu da sentezle mümkündür.

devamı; mantık ve diyalektik (2)

Reklamlar

Written by aradadusunur

06 Eylül 2010 13:28

Felsefe kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: